NurPlast
30.08.2017 | A+ | A-

Hizmeti Sahiplenme Tarzları

Ahmet AKCAN

Yazar : Ahmet AKCAN

 Dünyaya gelmekteki fıtri vazifemiz iman ile Halık-ı kâinata intisap, şu ihtiyar dünya hayatının en mühim manevi neticesi ibadet ve imana hizmettir. İman, ebedi saadetin anahtarı olmasından imana hizmet mümin insan için iman nimetine en büyük bir şükür ve farz bir zimmettir...

Hasta bir asırda, bahtsız bir kıtada, talihsiz ve sahipsiz bir ümmete hidayet ve saadet vesilesi olan iman hakikatlerini ulaştırmak en büyük bir gaye-i hayalimizdir. O halde imana hizmet nasıl ifa edilmelidir ki ilahi kabule mazhar olsun. Hizmet-i imaniye mahza “Hüve Adına” olmalı “Ene Namına” olmamalı ki makbul olsun. İman hizmetinin “Ene Namına” taassupla mı “Hüve Adına” tahkik ile mi yapıldığı tezahürleri ile aşağıda tasvir edilmiştir...

“Ene Namına” Taassup İle Hizmeti Sahiplenenler:

İz’an ve salabet yerine iltizam ve taassup ile hareket ederler...

İman hakikatlerini başkalarına aktarmayı aklanmaya öncelerler...

İnsanları hakikatlerden ziyade şahsi kemalatlara bağlamayı hedeflerler...

Mantık ve muhakemeden ziyade hissiyatları ile hareket etmeyi severler...

Keyfiyet keyfiyet derler ama parmak hesabı yapar kemiyeti önemserler...

Hakikatlere teslim olma yerine hakikatleri teslim almaya teşebbüs ederler...

İtidal ile hakka taraf olmak yerine taraftarlıkta ifrata yahut tefrite düşerler...

Hizmetin etrafında dönme yerine hizmeti etraflarında döndürmeyi denerler...

Sureti ve libası öncelerler. Kışıra hasr-ı nazardan lübbe gereken önemi vermezler...

Hakikatleri muhatap, makam ve maksad gibi unsurları dikkate almadan naklederler...

Füru olanları asılın yerine ikame ederler. Asıl füru farkını bilmez yahut önemsemezler...

Kardeşlik ve arkadaşlık gibi yatayına değil, piramit tarzı dikeyine hiyerarşik bir yapıyı benimserler...

Hakikatleri akıllarına sığdırma yerine ezber ile taklitte kalıp hakikatlerin arkasına sığınmayı tercih ederler...

İnsan unsurunu en kıymetli sermaye görmekten ziyade binalara ve müesseselere daha fazla önem atfederler...

Tecdit adına tefekkür ile yeni hakikatleri istihsal yerine, maziden hatıratı ati için bir kısım ihbaratı nazarlara gösterirler...

Ekseriya birilerinin yanında birilerinden yana bir vaziyet arzederler. Hakka taraf kisvesi altında haklı gördüklerine taraftar bir vaziyet izhar ederler...

“Hüve Adına” Tahkik İle Hizmeti Götürenler:

Hizmette keyfiyeti öncelerler. Kemiyeti yine keyfiyet adına önemserler...

Gayenin meşruiyeti kadar vesile ve vasıtalar da mutlaka meşru ve mübah olmalı derler...

Hakikate sadakati öncelikli bilirler. Şahıslara sadakati yine hakikat adına önemli görürler...

Mazide seb(k)at etmiş ağabeylere kıymet atfederler. Hakikatlerin duyurulması adına yenilere de önem verirler...

Şahsi sürur ve saadetimizi, içtimai huzur ve haysiyetimizi imani hizmetin kıvam ve kıyamına vabeste bilirler...

Hakikat hiyerarşisindeki asıl ve füru farkını iyi bilirler. Sıralamadaki öncelikleri zedeleyip değiştirmezler...

Meşru bir asıla dayanmayı, nebevi bir usulden yardım almayı zaruri görürler. İmana hizmeti itidal ve istikamet ile götürürler...

Şahsiyete hürmet ve muhabbet ederler. Ancak “El Hakk’u Ya’lu” yani hakikat âli ve asıldır derler. Önceliği hakikatlere verirler...

Sadakat vasfını davaya malikiyet iddiası değil, aidiyetini hissetmek bilirler.  Hizmet ettikleri için minnet değil, minnettarane ezilirler...

İnsan unsurunu zedeleyen bir hizmeti hezimet bilirler. Önce insan, sonra insan, her zaman ve hep insanı dikkate almayı hedeflerler...

İmani hakikatleri öncelikle amellerine aksettirir aklanırlar. Aklandıkları hakikatleri muhtaçlara aktarmanın mesuliyet şuuruna ererler...

Kendilerini yetiştirmeyi insanlara yetişmek için büyük bir mesuliyet bilirler. Nefse yenilmemek için tefekkür ile yenilenmeyi gaye edinirler...

Binler birlik noktalarını görür taassuba düşmezler. Usulleri farklı olsa da maksadında ittihad edilen İslami hizmetleri takdir eder severler...

Lübbe ulaşmanın ehemmiyetli olduğu gerçeğine ererler. Bu yüzden sireti ve lübbü öncelerler. Surete ve kışıra lübb ve siret adına önem verirler...

Her akla nur-u marifetten bir lem’a, yetim kalplere berahin-i tevhid’den bir şua, müşevveş ruhlara şems-i nübüvvetten ziya aksettirmeyi en büyük bir vazife bilirler...

Uğruna baş koydukları aziz dava için can ve canandan vazgeçecek kadar fedakâr, vazgeçtikleri şeyleri hatıra getirmeyecek kadar da hasbi ve vefakâr hizmet ederler...

Hâsılı kelam; akıp giden zamanı hakka ait bir nefes, hakikate ait bir ses ile nurlandırmak; ebediyet levhalarına baki bir adres bırakmak isteyenler “Hüve Adına” imana iddiasız hizmet ediyorlar...

Hakk Teâlâ niyetlerimizi bilmekte yaptıklarımızı görmektedir. Gök kubbede hoş bir seda bırakmak için “Hüve Adına” halisane hizmet edenlere, dinlenmeden didinenlere selam olsun...


Yazarın tüm yazıları.


BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP