NurPlast
12.01.2018 | A+ | A-

İlim ve Dua İrtibatı

Ahmet AKCAN

Yazar : Ahmet AKCAN

 Madem insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Ve mahiyet ve istidat itibariyle herşey ilme bağlıdır. O halde Rabbe seslenmek, O’nun icabetiyle manen nefeslenmek demek olan dua hakikati de, ilim denilen nur-u azamın ihatalı dairesine dâhildir...

Sema kapılarının anahtarı, nafi bir ilmin nurlu hâsılatı, kalpteki iştiyakın Rabbe izharı, Allah’ı seven gönlün en büyük kârı olan dua; çokluğunun (servetinin) değil yokluğunun (ihtiyacının) farkına varmak ile başlar...

Çünkü aciz ve zaif olan bir adam kuvvet menbaı arar. Kuvvet ve kudret ilme isnad iledir. Fakir olan gani olmak ister. Servet ve zenginliğin mühim bir sebebi kavli ve fiili duaya insanın sarılmasıdır...

Aciz olan korkar, korkan adam isnad edecek bir nokta arar. Bu arama onu tanımaya (marifete) vasıl eder. Nurlu eserlerde geçen bu cümle bunu ispat eder. “Acz ve fakrımı vesile yaparak Rabbime iltica ettim. İnayet-i ezeliye beni Kur'ana teslim edip Kur'anı bana muallim yaptı. (M.Nuriye, 50) 

Sekizinci sözde dehşet alıp korkan ikinci adam o korku ile kendini tecrübe edip tanıttırmak isteyen zatı tanımak ister. Tanımak (marifet) merakından tılsım sahibinin muhabbeti, ondan dahi tılsımı açmak merakı, o arzudan dahi tılsım sahibini razı edip hoşuna gidecek bir vaziyet alma iradesi neşet eder. Sonra niyaza (duaya) başlar. Sonra tılsımın anahtarı (yaratılış hikmeti) ona ilham olur...

İlim; insanın nokta-i istinad ve istimdadın farkına varması, acz ve fakrı için kendine dayanak aramasıdır. Dua; acz ve fakrı için müminin bir hami-i meçhule yalvarmasıdır...

Allah’a yalvarmak, O’na dayanmak içindir. Allah’a yalvarmak, O’nun isimlerini almaktır. (Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı. Alanı, her yerde selâmetle gezdi.) Allah’a yalvarmak; yardımı O'ndan almaya hak kazanmaktır. Allah’a yalvarmak, “iyyake nestain” hakikatini ilmen anlamaktır. Allah’a yalvarmak, “yalnız senden istiyoruz” çünkü Senden başka Hak Mabud tanımıyoruz demektir...

Ubudiyetin pek çok esrarını havi, bir hami-i meçhule sığınma hali olan dua; aciz ve fakir ama aziz ve kerim yaratılan insanın koca kâinatı kendi etrafında döndüren zata manen yönelmesidir. Rahman’a aidiyetin kavli bir avdeti olan dua; ilim ile açılan iklimde acz, fakr ve ihtiyacını farkeden insanın makamat-ı âliyeye yükselmesidir...

Elhasıl; duanın keyfiyeti eneyi terk, Hüveyi derk kadardır. Dua yoksa dava vardır. Deccal tekebbür ve davayı, Mehdi tevazu ve duayı temsil eder. Duanın mebdesi Allah’tan istemek, müntehası ve kemali ise Allah’ı istemektir. Avam Allah’tan istemeyi, havas Allah’ı istemeyi önceler. Allah’ı istemek, esma ve sıfatına marifet ile mazhariyeti, zat ve şuunatına muhabbet ve kurbiyeti istemektir. En büyükten istenecek en büyük şey olmak icabeder. Bu ise ilim ve marifetten alınacak pay ile mütenasiptir...

Mahiyeti idrak edilemeyen bir şeyin kıymeti bilinmez. Kıymeti bilinmeyen bir şeye ihtiyaç hissedip istenilmez. Bineanaleyh, ilim ile hadsiz ihtiyacatının farkına varanlar ellerini Rabbe açarlar. Hülasa, ilim duayı, dua ilmi iktiza eder...


Yazarın tüm yazıları.


BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP