NurPlast

Nurun birinci talebesinin hayatı ve hatıraları

Nurun birinci talebesinin hayatı ve hatıralar

 Şahdamar Yayınları tarafından yayımlanan ve Hüseyin Tobi tarafından kaleme alınan HACIBEY isimli kitap, Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesi ile Risale-i Nur’un Birinci Talebesi olan İbrahim Hulusi Yahyagil’in hayatını özellikle Üstad’la tanıştıktan sonraki elli yedi senelik Nurlu hikayesini ve hatıralarını aktarıyor bizlere.


Hacı Bey, Osmanlı eğitimi ve ahlakı ile yetişmiş, subay olarak devrinin hemen hemen bütün harplerine katılmış, örnek bir vatan evladı idi. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile karşılaşıncaya kadar birçok Allah dostunun rahle-i tedrisinden geçmiş, onlara bağlanmış, dualar almış, öğütler dinlemiş bir hikmet eriydi.

Çanakkale Muharebeleri’nde savaşırken kendisinden ümit kesilecek şekilde çok ağır yara almış ama Cenab-ı Hakk’ın inayeti onu başka bir cepheye hazırlamıştı. Cismani askerliğin yanı sıra manevi askerlikte verilmişti ona. Milleti için cephelerde kahramanca harp eden Albay Hulusi, maneviyat cephesinde, çetin bir mücadelede hem de birinci dereceden bir görev alacaktı.

Henüz yeni cephesinde vazife almadan meçhul bir kumandan iken Bediüzzaman Hazretleri onun haberini verecek, ‘Nur’un bir miralayı, Kars’tan Urfa’ya kadar manevi bir hat oluşturmuş, komünizmin memleketimize girmesine müsaade etmiyor.’ diyecektir. 

Önceleri sadece Bediüzzaman’ın bildiği öyle bir irtibattı ki yıllarca bir sır gibi durdu Üstad’ın dilinde. ‘Şimdilik şu çam ağacı üzerinde seni hazır ediyorum. Seninle konuşuyorum.’ derken ondan haber veriyordu Bediüzzaman. İn miydi, cin miydi, kimdi bu meçhul talebe. Onu en iyi tarif eden yine Üstad’ı Bediüzzaman Said Nursi idi: ‘Kardeşim!.. Sen çekirdektin, şimdi ağaç oldun.’

İlk görüşmeden son görüşmeye kadar geçen uzun ayrılıklarında ayrılmamanın sırrını da vermişti Bediüzzaman Hazretleri Hacı Bey’e. Seni sabah namazlarında yanıma alacağım, ben de akşam dersinde sana geleceğim diyerek hiç ayrılmayacaklarını haber verir. Ziyaretlerinden birinin dönüşünde yağmur Hacı Bey’i ıslatmaz, ama Üstad’ı sırılsıklam eder. Anlaşılır ki, Albay Hulusi Yahyagil Üstadınındır ve ömrü vefa ettikçe onu koruyup kollar, gözler, bekler.
Albay Hulusi Bey,  Çanakkale cephesinde ağır yaralanıp kendinden geçtiği anlarda kulağına gelen sesin

Bediüzzaman’a ait olduğunu anlar sonraları. Harp meydanlarının kendini Bediüzzaman’a muhatap olacak kıvama getirdiğini hisseder. İslam’ın Barla kürsüsüne adım attığında ise ilk kez birisine Üstad demiş ve bu ilk, onu Nur’un birinci talebesi yapmıştır.

Albay Hulusi Bey’in Nurlu hayatı, Üstadı ve dava kardeşleriyle yaşadıkları, dönemin ilginç hadiseleri, çekilen sıkıntılar ve kulluk davasının nurlu hatıraları HACI BEY’de.
 
 
 
 
 
Tarih : 01.09.2013
Kaynak : Rota Haber



BU HABERE YORUM YAPIN!
Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra bu alanda görünecektir.

BU HABERE YAPILMIŞ YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın.

KUR'AN-I KERİM

NAMAZ VAKİTLERİ

FACEBOOK'TA RİSALEANTEP